Hexaferm'den dünyaya inovatif iş modeli ihracatı

HEXAFERM sadece bir gübre markası değil; aslına bakılırsa son yıllarda Türkiye’de geliştirilmiş en iyi iş fikirlerinden biri olarak lisans usulü bütün dünyaya da ihraç edilebilecek bir inovasyon.

16:38, 24 Kasım 2017 tarihinde, Harman Time tarafından eklendi.

HEXAFERM sadece bir gübre markası değil; aslına bakılırsa son yıllarda Türkiye’de geliştirilmiş en iyi iş fikirlerinden biri olarak lisans usulü bütün dünyaya da ihraç edilebilecek bir inovasyon. Büyük kentlerin en büyük sorunu olan atıklar, hem toprağı iyileştirerek besliyor hem de elde edilen biyogaz enerjisi ile fosil enerji kaynaklarından tasarruf sağlıyor.

Karadeniz Bölgesi'nin bazı alanlarında kimyasal gübre kullanımının yasaklanmasıyla, bir anda gündeme gelen organomineral ve organik gübre konusu, Türkiye'nin gizli kahramanını ortaya çıkardı. İşte o kahraman organik ve organomineral gübrelerin dikkat çekmediği, hatta piyasada alay edildiği bir dönemde bu işe parasını, emeğini, cesaretini ve yeteneğini koyan Hexagon Katı Atık firması oldu.  

Aslında bugün kentlerin en büyük sorunu olan atıkları toplayarak, bunları sadece bertaraf etmekle yetinmeyen, bu atıklardan yeni bir değerler silsilesi yaratan Hexagon, belki de Türkiye'nin son yıllardaki en önemli inovasyon projesine imza attı. Hexagon Katı Atık’ın Yönetim Kurulu Üyesi Kerim Nahum ile bu yeni iş modelini detaylı bir şekilde konuştuk. Nahum, kent atıklarından hem organik ve organomineral gübre hem de biyogaz enerjisi üretecek bu iş modelini, gelecekte dünyaya ihraç edeceklerinin müjdesini verdi.  

Nahum, Hexagon Katı Atık’ın organomineral gübre markası olan HEXAFERM’in 2017 yılındaki başarı grafiğini, doğuşundan bugüne yaşanan gelişmeleri şöyle anlattı: “2017 yılı şirketimizin ciddi bir şekilde yol aldığı sene oldu. Türkiye'de organomineral gübre işine girmiş, kompost kaynaklı üretim yapan ilk şirket Hexagon'dur. İlk olarak 25 bin ton kapasiteli Pamukova Tesisimizde üretime başlarken, 2016 yılında Bilecik Pazaryeri fabrikamızı devreye soktuk ve üretim kapasitemizi 200 bin tona çıkardık. Bu üretim kapasitesi ile birlikte dünyanın en büyük üreticilerinden biri olduk. 2017 yılına gelindiğinde ise bu fabrikamızın günlük kapasite kullanım oranını 400 tonlara çıkardık. Ayrıca ilk üretime başladığımız dönemlerde piyasaya kabul ettirmesi daha zor olan, pelet dediğimiz ürünler üretiyorduk. Şimdi ürün kalitesini ciddi bir şekilde yükselterek, ürün çeşitliliğimizi artırdık, ebat olarak kimyasal gübrelere benzer ürünler piyasaya sunmaktayız.”

 

130 bin tonluk gübre bölgesine kimyasal yasağı

 

Nahum, “Firmamızda bu gelişmeler yaşanırken, sektörde de ciddi değişimlerin yaşandığını gözlemledik. Türkiye'de ilk defa bu yıl, bir bölgede kimyasal gübrenin yasaklanması gündeme geldi. Doğu Karadeniz’de çay bölgesi olarak bilinen Trabzon ve Rize başta olmak üzere, her yıl 130 bin tonluk bir kimyasal gübrenin kullanıldığı bu alana yasak geldi. Bu gelişmeye yol açan olay ise 2016 yılının Kasım ayında, Sayın Cumhurbaşkanımızın kimyasal gübrelerin toprağa, doğaya ve insana zararlarından bahsederek kompost içerikli gübreye dönülmesi gerektiği konusundaki açıklaması oldu. Bu söylem üzerine Bakanlık nezdinde; 'Doğu Karadeniz'de artık kimyasal gübre kullanılmayacak, toprakları ve çayın geleceğini kurtarmak için organik gübreye döneceğiz' denildi. Türkiye’de böyle bir organik içerikli gübre arzı olmadığı için Mart-Nisan ayında yasağın başlayacağı, organik gübre arzının yetersizliğinden, ‘bu sene yetişmedi, yasak seneye başlansın’ denildi. O yıl içerisinde de kimyasal gübre kullanımına devam edildi. Ancak şöyle bir değişiklik yaşandı: Üretilen çayın yarısını alan ÇAYKUR, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Tarım İl Müdürlükleri ve Ziraat Odaları önderliğinde Trabzon ve Rize'nin değişik yerlerinde dokuz adet parsel alanda sistematik bir deneme çalışması gerçekleştirdi. Bu çalışmayı yürüten kurumlar, 20 tane organik gübre üreten firmaya ‘Gelin gübrelerinizi deneyin, hep beraber takip edelim, neymiş en iyi gübre beraber gözlemleyelim' dedi. HEXAFERM de organik gübre deneme parsellerinde ürünlerini deneyen 20 firma arasında yer aldı. Böylelikle firma olarak içeriği zenginleştirilmiş, adı ORGANOFERM olan Türkiye'nin ilk katı zenginleştirilmiş organik gübresini ürettik. Bizim de içinde bulunduğumuz 20 firmanın deneme sonuçları Ekim ayında ortaya çıktı. HEXAFERM ürünleri, kimyasal gübre uygulamasının bile elde edemediği yüksek verimi alarak birinci oldu. Bu bizim için ciddi bir başarı. Önümüzdeki süreçte Bakanlık'tan, çay bölgesinde organik veya organomineral gübrelere geçiş konusunda bir açıklama bekliyoruz. Organik gübre arzı yetersiz olduğu için 130 bin tonluk bir kimyasal gübre pazarının organomineral gübreleri de kapsayan organik içerikli ürünlere dönüşeceğini öngörüyoruz” diye konuştu.   

 

Bu işin öncüsü olduk

 

Türkiye'de ve dünyada artık organomineral gübrelerin konuşulmaya başlandığına dikkati çeken Nahum, “2016 yılının Aralık ayında ilk defa devlet nezdinde büyük bir kuruluşun, Konya Şeker firmasının, 23.000 tonluk bir gübre alımını organomineral gübre olarak yapmaya karar verdiğini, bu yıl yine organomineral gübre ihalesine çıkacağını gördük. Bizim gözlemlediğimiz 2017 Türkiye piyasasında hem hükümet hem de büyük firmalar nezdinde kimyasal gübreden organik içerikli gübrelere bir yönelme var. Ayrıca dünyada da bu değişimi gözlemliyoruz. Uluslararası Gübre Sanayi Birliği'nin (IFA) toplantılarına katıldığımızda görüyoruz ki, ciddi bir şekilde organik içerikli gübreler konuşuluyor. Müşterilerimizin memnuniyetini, artan ürün talepleri, sonuçların verim ve kalite üzerine etkisini düşündüğümüzde doğru yolda ilerlediğimizi ve bu işin öncüsü olduğumuzu görüyoruz” dedi.  

 

Bir Bilecik daha geliyor

 

HEXAFERM, her yıl bir önceki yıla göre artan talep doğrultusunda, hem üretim miktarını artırıyor hem de yatırımlarına devam ediyor. 2017 yılını değerlendiren Nahum, başarılı bir yıl geçirdiklerini, 2018 yılını ise yeni yatırımları dolayısıyla heyecanla beklediklerini söyledi.  

HEXAFERM’in 2018 Aralık ayında devreye alacağı Ödemiş fabrikası, aslında Bilecik’teki fabrikanın birçok yönden aynısı. Bu yeni yatırımın detaylarını sorduğumuz Nahum, “40 dönüm alanda kurulacak, 2018 yılının sonunda devreye girecek olan Ödemiş Entegre Katı Atık Yönetimi (EKAY) tesisimiz, Belediye'nin atıklarını toplayarak organik maddeye dönüştürecek. Ödemiş Organomineral Gübre Fabrikamızın da bitmesi ile birlikte üretimimiz 400 bin tona çıkacak. Bakanlığın Karadeniz'e verdiği teşvik, ülke geneline yayılırsa tarım havzaları olan Urfa veya Diyarbakır, Konya ve Adana'da birer tane daha fabrika kurup 1 milyon tonluk üretim ile Türkiye’de en büyük gübre fabrikaları seviyesinde faaliyet göstermeyi hedefliyoruz” ifadelerine yer verdi.  

 

Dünya’ya inovatif iş modeli ihracatı

 

Nahum’un bu sözlerinin altında aslında ciddi bir hedef yatıyor. Hexagon ve organomineral gübre markası HEXAFERM, inovatif bir atık dönüştürme modeli olarak, dünyaya da ihraç edebileceğimiz önemli bir proje. Bunun farkında olduklarını ve bu yönde çalışmalarının olduğunu belirten Nahum, orta ve uzun vadedeki hedeflerini şöyle anlattı: “Türkiye, dünyada organik madde bakımından fakir topraklara sahip tek ülke değil; Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Güney Avrupa da böyle. Oralara öncelikle gübrenin ihraç edilmesi daha sonra atıkların toplanıp ayrıştırılıp bir inorganik kısmının geri dönüşüme verilmesi, organik atıklardan da biyogaz enerjisi ve organomineral gübre elde edilmesi gibi bir üretim modeli var. Organomineral gübre aslında tamamen bir değer zincirinin bir parçası olarak ortaya çıkıyor. İşte bu iş fikrinin lisans usulü, bütün dünya ülkelerine aynı zamanda finansörümüz olan Dünya Bankası'nın da yardımıyla hem gübrenin hem de iş fikrinin ihraç edilmesi, buradan da bir dünya markası çıkarılmasını hedefliyoruz. Türkiye maalesef inovasyon konusunda, değişiklik yaratma konusunda dünya ülkelerini arkadan takip eden bir ülke oluyor. Bu alanda ilk defa dünyanın bir adım önünde olduğumuzu görüyoruz. Bu konuda neden Türkiye bir liderlik yapıp diğer ülkelere teknoloji ihraç eden bir ülke olmasın, açıkçası vizyonumuz bu şekilde.”

 

Her sene bayi sayısı artıyor

 

HEXAFERM’in organomineral gübresi hızlı bir şekilde Türkiye’deki çiftçilerle buluşuyor. Her geçen gün HEXAFERM ailesi daha da büyüyor. Kerim Nahum, kabataslak bir hesapla bugün Türkiye’de yaklaşık 15 bin çiftçinin HEXAFERM ürünleri ile tanıştığını kaydetti. Nahum, “Çiftçi sayısını tam olarak bilmek zor ancak her sene aktif bayi sayımız artıyor. Şu anda 300 tane aktif bayimiz var. Ben genelde şöyle bir hesap yapıyorum: Türkiye’nin tarımsal alanı 25 milyon hektar, Türkiye’deki çiftçi sayısı da yaklaşık 3 milyon diye söyleniyor. 25 milyon hektarı 3 milyona böldüğünüz zaman çiftçi başına ortalama 80 dönüm düşüyor. Biz de sattığımız gübreye bakarsak, örneğin 2017 senesini 100 bin ton gübre ile kapatacağız. Dönüme de ortalama 50 kilo gübre uygulandığını hesaplarsak, 100 bin tonu 50’ye böldüğünüzde 2 milyon dekarlık alanı gübrelediğimizi söyleyebiliyoruz. Onu da 80’e böldüğünüz zaman 15 bin çiftçi sayısına ulaşıyoruz. Demek ki HEXAFERM kabataslak bir hesapla ülkemizdeki 15 bin çiftçi ile buluşmuş durumda” değerlendirmesini yaptı.  

 

Ürün gamı artacak

 

HEXAFERM’in bugüne kadar ağırlıklı olarak taban gübresi ürettiğini de ifade eden Nahum, heyecan verici bir gelişmeyi daha açıkladı. Nahum, “Biz şu ana kadar hep taban gübresi üretiyorduk. Toplam gübre pazarı yaklaşık 5,5 milyon ton, bunun 2 milyon tonu taban gübresi, 3,5 milyon tonu ise azotlu gübre. Aralık ayının ilk haftasında azotlu gübre denememiz olacak. Eğer deneme sonuçları başarılı olursa 2 milyon tonluk pazardan bir anda 5,5 milyon tonluk bir pazara hitap etmeye başlayacağız” dedi.   

Tüm bu yatırımlar ve büyümenin HEXAFERM’in ürün gamını artıracağını vurgulayan Nahum, halen 15 çeşit gübre ürettiklerini açıkladı ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Meyve üreticilerinden gelen talepler üzerine ilk defa geçen ay 5.0.25 içeriğine sahip organomineral potasyom sülfat çıkardık. Yeni ürünümüz ilk defa Ege Bölgesi'nde kullanılmaya başlandı. Azotlu gübrelerin üretimi de gerçekleşirse toplam ürün çeşitliliğimiz 18'e çıkacak.”

Nahum, bütün bu gelişmelerin ardından yeni bir alana daha girmeye hazırlandıklarının altını çizerek, açıklamasını şöyle noktaladı: “En yakın zamanda yapmamız gereken şey damlama gübrelerine girmek. Damla sulama yatırımları ile birlikte damlama gübreleri daha fazla ön plana çıkmaya başladı. Firma olarak 2018 yılında Ar-Ge yaparak damlama gübre üretimine gireceğiz.” 

Yorum Yap
NE DEDİLER
Henüz yorum yapılmamıştır!