Küçükbaş hayvancılığı çok ihmal ettik…

15:17, 01 Mart 2017 tarihinde, Murat Palabıyık tarafından eklendi.

Türkiye’de tarımın lokomotif alanı hayvancılıkta, 2015 yılı itibariyle sütten ete, deriden bala, tiftikten kıla birçok üründen elde edilen değer 55,7 milyar lirayı buldu. Ülkemiz 2016 yılı itibariyle 14,1 milyon sığır, 142 bin manda, 31 milyon koyun, 10,3 milyon keçi varlığına sahip. 2016’da, 18,5 milyon ton süt, 1,17 milyon ton kırmızı et üretildi. Son yıllarda tekrar artışa geçse de, 2016 yılında hem koyun hem keçi sayısında azalma oldu, buna paralel olarak koyun ve keçi eti ile süt üretiminde gerileme görüldü. 2016 yılında üretim 2015 yılına göre, koyun etinde yüzde 17,5, keçi etinde yüzde 8,76, koyun sütünde yüzde 1,4, keçi sütünde yüzde 0,4 azaldı. Yine üretim koyun etinde 100 bin tondan 82,5 bin tona, keçi etinde 34 bin tondan 31 bin tona, koyun sütünde 1 milyon 177 bin tondan 1 milyon 160 bin tona, keçi sütünde 481 bin tondan 479 bin tona indi.

Süt ve et üretiminin yanı sıra hayvan sayısı da geriledi. 2016 yılında koyun sayısı merinos koyunu dahil yüzde 1,7 düşüşle 31 milyon 508 bin baştan 30 milyon 984 bin başa, keçi sayısı tiftik keçisi dahil yüzde 0,7 gerilemeyle 10,4 milyon baştan 10 milyon 345 bin başa indi.

67 milyon olan küçükbaş hayvan varlığımız 41 milyona indi

Ülkemizin özellikle küçükbaşta çok büyük bir potansiyeli var. Anadolu’da çiftçimiz tarımı tanımlarken, ‘buğday ile koyun, gerisi oyun’ der. Bu topraklar tahıl ve küçükbaş hayvan yetiştirmeye çok uygun olan topraklardır. Nitekim, 1980 yılında bu ülke 48,64 milyon merinos koyunu dahil koyun, 19,04 milyon da tiftik keçisi dahil keçi, toplamda 67,68 milyon koyun, keçi olarak küçükbaş hayvan varlığına sahipti. Demek ki bu kadar sayıda koyun ve keçiyi, bu topraklar besliyordu. Bu sayı 2009 yılında koyunda 21,75 milyon başa, keçide 5,13 milyon başa kadar, toplamda 26,88 milyon başa kadar düştü. Hal böyle olunca devletimiz hayvancılığı daha fazla destekleme kararı aldı. Hayvancılığa verilen teşvikler, desteklerle hem küçükbaş hem de büyükbaş hayvan sayısı yeniden artışa geçti. 2015 yılına gelindiğinde koyun varlığımız 31 milyon 508 bin başa, keçi varlığımız 10 milyon 416 bin, toplam küçükbaş hayvan sayımız 41 milyon 424 bine çıktı. Ülkemizin küçükbaş hayvan varlığı, 2016 yılında ise 41 milyon 329 bine indi.

Küçükbaş hayvan sayısı en az üçte iki oranında artırılabilir

Küçükbaş hayvan sayısı daha fazla artırılabilir. Veriler, 67-68 milyon baş koyun ve keçinin bu topraklarda beslenebileceğini gösteriyor. Bu da küçükbaş hayvan sayısının en azından üçte iki oranında artırılabilmesi demektir. 2015 yılında 1 milyon 658,4 bin ton, 2016 yılında 1 milyon 639,8 bin ton koyun ve keçi sütü üretildi. Yine 2015’de 134 bin 11 ton, 2016’da 113 bin 496 ton koyun ve keçi eti üretimi gerçekleştirildi. Aynı et ve süt verimiyle, 67-68 milyon baş koyun ve keçi sayısı, 2015 rakamlarını baz alırsak 86 bin ton daha fazla kırmızı et, 1 milyon 64 bin ton daha fazla süt üretmek anlamına gelir. Bunun üretici fiyatı olarak karşılığı ette yaklaşık 2 milyar lira, sütte 2,3 milyar lirayı bulmaktadır. Toplam ek üretici geliri 4,3 milyar lira olur. Bunun tüketici karşılığı çok daha büyük rakamlara ulaşır. Bu kadar ek geliri sağlamak için yapılacak destek ve yatırım çok daha cüzi rakamlarda kalacaktır. Bu hesaba bu hayvanlardan elde edilen yün, kıl ve deri de dahil değildir. Şunu da unutmayalım, koyun ve keçiler yetersiz mera ve elverişsiz iklim koşullarına uyum sağlama yetenekleriyle ön plana çıkmaktadır. Meradan en iyi şekilde yararlanabilen, merayı en iyi şekilde değerlendiren, yılın her döneminde merayı kullanabilen küçükbaş hayvanlar, Türkiye’nin coğrafi yapısına da son derece uygundur. Koyun ve keçi, tarımsal üretimin verimsiz olduğu alanlara kısa sürede uyum göstermektedir.

Kırmızı et açığı küçükbaş hayvancılıkla kapatılır

Bir an önce, küçükbaş hayvan sayımızı 67-68 milyona çıkarmalı, nüfus artışı ve beslenme alışkanlıklarının değişmesiyle kırmızı ette verilebilecek açığı küçükbaş etiyle kapatmalıyız. Ülkemizde kırmızı et açığının kapatılmasında küçükbaş hayvancılık en önemli alternatiftir. 1980’li yıllardaki küçükbaş hayvan varlığına yeniden sahip olmalıyız. Halen dünyada keçi sayısında 19’ncu, koyun sayısında 8’inci, keçi eti üretiminde 13’üncü, koyun eti üretiminde 4’üncü, keçi sütü üretiminde 8’inci, koyun sütü üretiminde 2’nci sırada yer alan ülkemiz, bu alanda rahatlıkla başa güreşebilir. Et ve süt verimliliğini de artırırsak, bu alanda hem ülkemiz çiftçisi hem de ülke ekonomimiz büyük katkı sağlar.

Türkiye geçmiş dönemde dünyanın en önemli canlı küçükbaş hayvan ve et ihracatçısıydı. 1989 yılında 252 milyon dolarlık canlı küçükbaş hayvan ihraç etmiş bir ülkeydik. 165 bin ton canlı kilo değerindeki bu ihracatı; Suudi Arabistan, Kuveyt, Irak, Suriye, Birleşik Arap Emirlikleri, Lübnan, Katar, Bahreyn, Ürdün, Kanada ve Hindistan gibi ülkelere yapıyorduk ve bu ihracatımızı uzun süre de devam ettirdik. Bu rakam günümüzde 1 milyon doların altına indi. Yine aynı şekilde 30 milyon dolar olan koyun keçi eti ihracatımız da 400 bin dolarlara kadar geriledi. Türkiye’nin ihracatı bu rakamlarda gezinirken, Sudan’ın 400-500, Ürdün’ün 200, Avustralya’nın 190, Romanya’nın 141 milyon dolarlık canlı küçükbaş ihracatı, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın 2,1’er milyar dolar, İspanya’nın 152 milyon dolar, Romanya’nın 38 milyon dolar, Yunanistan’ın 24 milyon dolar koyun keçi eti ihracatı bulunuyor.

Küçükbaş hayvancılık yeniden önemsenmelidir

Küçükbaş hayvancılığın geliştirilmesi için meraların korunması ve ıslah edilmesi, kırsalın ekonomik ve sosyal açıdan geliştirilmesi, genç nüfusun kırsalda tutulması için gerekenlerin yapılması, işletme altyapılarının iyileştirilmesi gerekmektedir. Dış pazarlarda üstünlük sağlamak için rekabetçi yapının kazandırılması, üretim-sanayi entegrasyonun sağlanması, küçükbaştan elde edilen başta peynir olmak üzere ürünlere katma değer kazandırılması, markalaştırılması, hayvan hastalıkları ile etkili mücadele edilmesi, sınırlardan kaçak hayvan ve et giriş çıkışlarının önlenmesi, üretim maliyetlerinin düşürülmesi acil yapılması gerekenlerdir.  

Büyükbaş hayvana eğilelim, onu geliştirelim derken, en önemli zenginliğimizi, bu coğrafyanın bize sunduğu en avantajlı üretim dalını yani küçükbaşı yeterince önemsemedik, ihmal ettik.  Vakit, küçükbaş hayvancılığı yeniden önemseme vaktidir… 

Yorum Yap
NE DEDİLER
Henüz yorum yapılmamıştır!