Yılmaz: Tohumculukta geldiğimiz nokta ülkemiz ve sektörümüz adına gurur vericidir

TSÜAB Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Yılmaz:

14:50, 07 Ağustos 2018 tarihinde, Harman Time tarafından eklendi.

Son 10 yılda tohumculuk sektöründe çok önemli gelişmeler ve kazanımlar kaydedildi. Bu gelişmeler ve kazanımlarda en büyük pay hiç şüphesiz tohum birliklerine ait. Birlikler göreve başladığında 100-150 bin ton aralığında olan sertifikalı tohum üretimi, günümüzde 1 milyon tonu aştı ve dünyada Türk tohumculuğu konuşulmaya başlandı. Türkiye, 80 ülkeye tohum ihraç ederken, yerli tohum şirketleri hibrit sebze, pamuk, ayçiçeği, mısır gibi ürün gruplarında kendi ıslah ettikleri çeşitlerle hem ulusal hem de uluslararası pazarlarda rekabet eder düzeye geldi. Son 10 yılın en çok büyüyen sektörlerinden biri olan tohumculuk sektörünü, Tohum Sanayicileri ve Üreticileri Alt Birliği (TSÜAB) Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Ahmet Yılmaz ile konuştuk.   

 

Sayın Yılmaz, Tohum Sanayicileri ve Üreticileri Alt Birliğinin (TSÜAB) yeni göreve gelmiş Yönetim Kurulu Başkanı olarak, Türkiye Tohumculuk Sektörünün genel bir değerlendirmesini yapar mısınız? Türkiye tohumculuk sektörünün özellikle son 10 yılda kat ettiği yolu ve gelişimini kısaca nasıl yorumluyorsunuz?

Gelişmiş ülkelerde tohumculukla ilgili bilimsel ve teknik çalışmaların yaklaşık 150 yıllık bir geçmişe dayandığı bilinmektedir. 1850’li yıllarda başlayan çalışmalar sonucunda, bu ülkeler tohumculuk endüstrisini ve bununla ilgili bitki ıslahı, araştırma alt yapısı ve tohumculuk sistemini kurmuşlardır.  

Ülkemizde ise Cumhuriyet’in ilanını takip eden yıllarda; araştırma, üretim, dağıtım konularında kurumsallaşma ve alt yapının oluşturulmasına başlanılmış, çeşitli illerde bitki türleri bazında Islah istasyonları kurularak, sanayi anlamında Türkiye Tohumculuğunun temelleri atılmaya başlanmıştır. Uzun yıllar, ‘Kamu Ağırlıklı Tohumculuk Modeli’ şeklinde; kamu eliyle üretilen, kamu tarafından fiyatı belirlenen ve kamu kanalıyla çiftçilere dağıtım yapılan bir sistemle, daha çok hububat ağırlıklı tohumluk üretimi ve dağıtımına devam edilmiştir. 1980’li yılların ilk yarısından itibaren tohumluk fiyatlarının ve tohumluk ithalatının serbest bırakılması ile serbest piyasa ekonomisi etkin hale gelmiş ve bunun neticesinde özel sektör tohumculuğu gelişme fırsatı bulmuştur.

Tohumculuk sektöründe, özel sektör yalnızca üretim alanında değil aynı zamanda teknoloji transferi, çeşit geliştirme, tohum işleme ve pazarlama konularını da içine alacak şekilde organize olmuştur. 2006 yılında kabul edilen 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu ile birlikte, tohumculuk sektörü yeniden yapılanmış ve bu yapılanma ile yeni bir ivme kazanmıştır. Bu Kanun; tohumlukların kayıt altına alınması, üretimi, sertifikasyonu, ticareti, piyasa denetimi ve Özel Sektör yapılanmaları ile ilgili düzenlemeleri kapsamaktadır. Son 10 yıllık döneme gelince; bu dönem 2006 yılında kabul edilen Tohumculuk Kanunu gereği, 2008 yılında TSÜAB’ın kuruluşundan günümüze kadar olan bir dönemdir. İkincil mevzuat (yönetmelikler, tebliğler, genelgeler vb.) açısından baktığımızda da son on yılın oldukça bereketli olduğunu söyleyebiliriz. Kısacası, sektörümüzün Avrupa Birliği ile de uyumlu mevzuat bağlamında fazlası var, eksiği yoktur.

Bu dönemde hem yurt içinde hem de yurt dışında gelmiş olduğumuz noktada ülkemiz tohumculuk alanında adından söz ettiren bir konuma gelmiştir. Bugün itibariyle TSÜAB, Uluslararası Tohumculuk Federasyonu (ISF) bünyesinde yer alan “Islahçılar Komitesi”, “Fikri-Sınai Haklar Komitesi”, “Ticaret ve Tahkim Kuralları Komitesi” gibi 8 ayrı Komite ve Çalışma Grubunda 9 kişiyle ve Avrupa Tohumcular Birliği (ESA)’nin de Yağ-Lif Bitkileri ve Patates Bölüm Kurullarında görev alan iki temsilcisiyle Türkiye Tohumculuk Sektörünü temsil ederek önemli bir misyonu yerine getirmektedir.

Hâlihazırda tohumculuk sektörümüz, TSÜAB bağlamında; 860 tohumluk üreticisi üyesi ile bir milyon tonun üzerinde sertifikalı tohumluk üreten 80’den fazla ülkeye tohum satan, 1,5 Milyar Dolar pazar hacmine sahip bir sektördür. Böylece, dünyada ilk 10 ülke arasında yer almaktayız. Yani, şu anda tüm dünyanın dikkatle takip ettiği bir sektör ve ülke konumundayız. Hiç kuşkusuz bugünlere gelmemizde, Bakanlığımızın 2005’de başlattığı “Yurtiçi Sertifikalı Tohumluk Kullanım Destekleri” ile 2008’de başlattığı “Yurtiçi Sertifikalı Tohum Üretim Destekleri” önemli bir paya sahiptir. Yerli ıslahtan gelen tohumluklarımıza “özel ihracat desteği” verilmesi de önemli beklentilerimizden biridir.

Sayın Başkan, sektörünüzün ivedi çözüm bekleyen sorunlarını ve çözüm önerilerini özetleyebilir misiniz?

Bu sorunuza, Sektörümüz için önemli gördüğümüz bir tespiti vurguladıktan sonra cevap vermek isterim. Tohumculuk Sektörü oldukça dinamik süreçlere sahip bir iş koludur. Bu dinamiklerin hem yetkili otorite olan Tarım Bakanlığı hem de bizzat tohum şirketleri tarafından mümkün olduğunca iyi analiz edilmesi gerekir. Diğer taraftan, tohum sanayici ve üreticileri gerek ıslah-çeşit geliştirme ve üretim gerekse satış ve pazarlama süreçlerinde mevcut olan çok sayıda parametreyi bilmek ve olası değişimleri öngörmek zorundadırlar. Aksi takdirde, yurtiçi ve yurt dışı rekabetin çok sert olduğu bu sektörde başarılı olmak zordur.  

Şimdi, sektörün sorunlarına geçebiliriz. Her sektörde olduğu gibi tohumculuk sektöründe de gelinen noktaya rağmen hala tamamlanması gereken bazı eksiklikler ve yapılması mutlaka gerekli hususlar var. Bunları, üzerine gidilmesi gereken, kısa, orta ve uzun vadede çözülmesi mümkün problemler veya dar boğazlar olarak tanımlamaktayız. Tohumculuk sektörü gerek kamu kesimi, yani ilgili Bakanlıklar, diğer kurum ve kuruluşlar ve gerekse sektördeki diğer paydaşlar tarafından önemi ve hassasiyeti bilinen ve kabul edilen bir sektör konumundadır. Bu durumundan dolayı tohumculukla ilgili her kesim üzerine düşeni yapmanın gayreti içerisindedir, yapmaktadır. Ancak ivedi çözüm bekleyen sorunlar ve çözüm önerileri dediğimizde; sektörün sermaye birikiminin yeterli olmayışı ve çok sayıda küçük sermayeli firmalardan oluşması üzerinde çalışılması gereken zayıf yanlarımızdandır. Küçük ölçekli firmaların birleşerek güçlenmeleri yerinde bir öneridir. Sektörde yetişmiş kalifiye eleman ihtiyacı söz konusudur. TSÜAB olarak 2010 yılından beri yurt içinden ve yurt dışından çeşitli ziraat fakültelerinden çağrılan öğrencilere, tamamen tohumculuğa ait teorik ve uygulamalı yaz stajları yaptırılmaktadır. Bu staj programına her yıl ortalama 30 öğrenci alınmaktadır. Böylece, yıllar itibarıyla toplamda 300’e yakın öğrenciye mali destekli staj yaptırılarak, mezuniyetlerinde tohumculuk sektöründe çalışmaya adaylar yetiştirilmektedir. Ancak bu yeterli olmamaktadır. Ziraat Fakültelerinin müfredatlarında Tohumculukla ilgili derslere daha ağırlıklı yer verilmesi yerinde olacaktır.

AR-GE’ye ayrılacak sermaye yetersizliği veya bir başka yönüyle, kamu ve özel kesimin kaynak ayırımı, teknoloji transferi ve mevcut birikimin verimli değerlendirilmesi gibi hususlar bakımından yapılması gereken daha çok iş olduğuna inanıyorum. Firmaların aktif olarak yer alacağı, çeşit geliştirmeye odaklı AR-GE faaliyetleri yetersiz. Daha fazla kaynak ayrılması ve firmaları AR-GE’ye özendirecek özel destekler uygulanmalıdır. Tohumculuk ile ilgili alınan döner sermaye ücretlerinin fazlalığı üretim maliyetlerine, dolayısıyla tohumluk fiyatlarına ve nihayetinde, tohumluğu kullanan çiftçilerimize yansımaktadır. Birçok Avrupa ülkesinde sertifikasyon için alınan ücretlerin bizdeki ücretlerin yarısı kadar olduğu göz önüne alınırsa bu ücretler ya makul seviyelere çekilmeli ya da hiç alınmamalıdır.

Revize edilmesi veya yeniden oluşturulması gereken mevzuatın hazırlanmasında gecikmeler olabilmektedir. Bu gecikmeler bazı hallerde sektöre ve üretime olumsuz etki yapmaktadır. Mevzuat hazırlıkları, katılımcı yaklaşım ilkelerinden taviz verilmeksizin daha hızlı yapılmalıdır. Tohumculuk desteklemeleri gözden geçirilerek daha kapsamlı ve etkili modeller ortaya konmalı, özellikle yeni çeşit geliştiren ve piyasaya süren yerli sermayeli şirketlerimize makul düzeyde pozitif ayrımcılık prensibiyle yaklaşılmalıdır. Zira, bugün gelişmiş ülkelerde bile o ülkenin öz sermayeli şirketlerine özgü muhtelif düzenlemeler söz konusudur.

Gelecekte TSÜAB'ın işlevselliğini artıracak yetki devirlerine öncülük yapacak olan ve özel sektöre “Bitki Sağlığı Laboratuvarı” kurma yetkisi veren gelişmeden kısaca bahseder misiniz?

TSÜAB’ın başta gelen amaçlarından birisi ve hatta en önemlisi, yasalar çerçevesinde kendisine verilen görevler ve yekiler çerçevesinde; “Üyelerinin Hak ve Menfaatlerini Korumaktır.”

Daha önce söylediğimiz üzere, Tohumculuk sektörümüz, özel sektör olarak yapılanmasını tamamlamış durumdadır. Tohumculuk Kanunu’nun 15. Maddesi, Bakanlığın gerekli gördüğü hâllerde, ilgili teknik ve fizikî şartları yerine getirmek kaydıyla sertifikasyon ile ilgili yetkilerini Birlik, kamu kurum ve kuruluşları, özel hukuk tüzel kişileri ve üniversitelerle devredebileceğini amirdir. Öte yandan; Patates tohumluğu başta olmak üzere bazı türlerin tohumluklarının sertifikasyon zincirindeki aksamalar nedeniyle sıkıntılar yaşanabilmektedir. Bu noktadan hareketle, üyelerimizin hak ve menfaatlerine atfen, sertifikasyon konusunda, yasanın öngördüğü bu yetkiyi almak üzere, 09 Mayıs 2016 tarihinde TSÜAB TOHUM SERTİFİKASYON ANONİM ŞİRKETİ unvanı ile bir şirket kuruldu. Tohumculuk sektöründe işlemlerin ivedilik kazanması, otokontrol mekanizmasının sağlıklı çalışması ve tohumculuğun gelişmesi için TSÜAB tarafından kurulan bu şirkete laboratuvar kurma ve sertifikasyon iş ve işlemlerini yapmak üzere yetki devri konusunda Bakanlık ve TSÜAB arasında prensipte mutabık kalındı. Bu çerçevede kurulan şirketin esas hedefi; ilk önce sertifikasyon sürecinde en fazla sıkıntıların yaşandığı tohumluk patates ’den başlamak üzere, toprak analizi, beyanname kabulü, tarla kontrolleri ve bilhassa zirai karantina analizlerini yapmaktır. Böyle bir laboratuvarın özel sektör tarafından kurulmasının önünü açan “Bitki Sağlığı Teşhis ve Analiz Laboratuvarlarının Kuruluş, Çalışma Usul ve Esaslarının Belirlenmesi Hakkında Yönetmelik” TSÜAB’ın yoğun girişimleri sonucunda 16 Şubat 2018 tarihinde yürürlüğe girdi. Bunu takiben Yönetim Kurulumuz hiç vakit geçirmeden Şirket bünyesindeki ilk Laboratuvarın Nevşehir’de kurulmasına karar verdi ve süratle yer seçimi ile bina yapımı aşaması da başlatıldı. Bu uygulamada kazanılan tecrübe ve birikimlerle diğer ürün ve/veya ürün gruplarında da aynı şirket bünyesinde gerekli altyapılar oluşturularak yetkilerin alınması söz konusu olabilecektir.  

Geçmiş 10 yılınızın değerlendirmesini yaptınız. Önümüzdeki 10 yıldaki hedeflerinizi de anlatır mısınız?

Memnuniyetle… Ancak, 10 yıllık süre oldukça uzun bir öngörüyü gerektirir diye düşünmekteyim. Dilerseniz önce izninizle şu anda neredeyiz, bundan biraz bahsedeyim, sonra da şu andan itibaren beş yıl içinde, bir başka açıdan da 2023 yılı hedeflerimizi anlatmaya çalışayım.

Tohumculukta geldiğimiz nokta çok önemlidir, Ülkemiz ve sektörümüz adına gurur vericidir. Aslında biz birkaç yıl önce 2023 yılı için üretim hedefimizi 1 Milyon ton olarak koymuştuk. Şu anda bu hedefi aşmış durumdayız. Yani şimdiden 2023 yılı hedefimizi yakalamışız. Bu noktaya gelmemizde gerek kamu kesiminden gerekse özel sektör kesimimizden emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Ancak daha kat etmemiz gereken ve oldukça meşakkatli bir yolumuz olduğunun da farkındayız, çünkü 2023 yılı hedefimizi 1,5 Milyon ton olarak güncelledik.  

10 yıllık süre içerisinde de hedefimiz, çiftçilerimizin kullanacakları tüm tohumlukların - olabileceği en yüksek oranda yerli çeşitlerimizle-  sertifikalı olarak üretilmesi, makul fiyatlarla çiftçilerimizin hizmetine sunulmasıdır. Ayrıca Ülke içi ihtiyacımızın yüzde yüz karşılanması yanında, uluslararası pazarda söz sahibi bir Tohumculuk Sektörü olmaktır. Bu inanç ve azimle, bu bilinçle durmaksızın yolumuza devam etmekteyiz.

Sektörümüz bir taraftan üretimine devam derken diğer taraftan da eksiğimiz noksanımız nedir, nasıl daha ileriye gidebiliriz, tohumculukta önemli olan -ama bizim için daha da önemli olan- Çeşit Geliştirmedeki eksiklerimizi nasıl ve ne şekilde giderebiliriz gibi hususlarda devamlı kafa yormakta, üyelerimiz ve paydaşlarımızla istişarelerde bulunmaktadır.

Tohumluk ticaretinde iç ve dış pazar imkân ve zemini artırılması için gerekli girişimler, programlar, planlamalar yapılmakta ve uygulanmaktadır. Bana bu fırsatı verdiğiniz için çok teşekkür ederim. 

Yorum Yap
NE DEDİLER
Henüz yorum yapılmamıştır!